Teminat, borçlu veya üçüncü bir kişi tarafından bir borcun ifa edilmesinin temini veya ifa edilmemesi
halinde alacaklının uğrayacağı zararın karşılanabilmesi için alacaklıya verilen güvence anlamına
gelmektedir. Türk Hukuku’na göre teminatlar ayni teminatlar ve şahsi teminatlar olarak ikiye ayrılır.
Ayni teminatlarda alacaklının, borçluya ya da üçüncü bir kişiye ait malvarlığı unsurları üzerinde herkese
karşı ileri sürülebilir bir hak sahibi olması amaçlanır. Şahsi teminatlarda ise borcun ifa edilmemesi
rizikosu borçlu dışında bir kişi tarafından üstlenilir. Bu kapsamda perakende satış sözleşmeleri
kapsamında müşteriden alınabilecek bir kısım teminatların hukuki niteliği ve ticari ilişki esnasında
müşterilerin iflası halinde, alınan teminatların hukuki akıbeti şu şekilde olacaktır.
A. BANKA TEMİNAT MEKTUPLARI
Bilindiği üzere, garanti sözleşmesi niteliğinde olan ve "ilk talepte ödeme" kaydını içeren banka teminat
mektupları, lehtar ile muhatap arasındaki temel borç ilişkisinden bağımsız bir ödeme taahhüdünde
bulunması dolayısıyla uygulamada ağırlıklı olarak tercih edilen teminat türüdür.
Bunun yanı sıra, banka teminat mektubu, "ilk talepte, itirazsız ödeme" kaydını içerdiği durumda
muhataba en geniş güvence sağlamış olacak ve banka, lehtar ile muhatap arasındaki ilişkiyi
incelemeksizin mektupta belirtilen ödemeyi yapmak durumunda kalacaktır.
Öte yandan, bankanın teminat mektubunun ibrazı halinde ödeme yapmaktan kaçınabileceği haller
mevcut olmakla beraber bu haller sınırlı sayıda olup (özellikle mektup metninden anlaşılan defiler),
lehtarın (müşterilerin) iflası bu hallerden biri değildir. Bir başka deyişle, Tedarikçi ile perakende satış
sözleşmesi imzalayan ve teminat olarak banka teminat mektubu vermeyi tercih eden müşterinin iflası
halinde Tedarikçinin banka teminat mektubunu ilgili bankaya ibraz ederek ödeme talep etmesi halinde
banka, müşterinin iflas ettiğini ileri sürerek ödeme yapmaktan kaçınamayacaktır. Ancak burada önemle
belirtmek gerekir ki, banka teminat mektubunun herhangi bir şarta bağlanmaması önem arz
etmektedir. Zira şarta bağlanan bir banka teminat mektubu ödeme için ibraz edildiğinde şartın
gerçekleştiğinin de muhatap tarafından ispat edilmesi gerekecektir.
Diğer yandan, banka teminat mektuplarının kıymetli evrak niteliği bulunmadığından ve teminat
mektubu ile lehtar lehine doğmuş veya doğacak bir hak bulunmadığından lehtarın borcu için banka
teminat mektubunun haczedilmesi hukuken mümkün değildir. Banka teminat mektuplarının
haczedilemeyeceği Yüksek Mahkeme kararlarında belirtilmiştir. Bununla birlikte, müşterinin borcuna
karşılık paraya çevrilen banka teminat mektubu tutarı borçtan fazla ise Tedarikçi uhdesinde yer alan ve
müşterinin borcunu aşan kısma haciz konabilecek, iflas halinde ise bu kısım iflas masası içerisinde yer
alacaktır.
B. DOĞRUDAN BORÇLANDIRMA SİSTEMİ
Önceden verilen bir yetkiye dayanarak borçlunun banka hesabının alacaklının girişimi ile
borçlandırılması esasına dayanan bu ödeme sistemi, alacaklının talimatına ve borçlu tarafından verilen
yetki belgesine istinaden ödeme yapmaya ve borçlu hesabından alacaklı hesabına para transferi
yapılmasına olanak vermektedir.
Doğrudan borçlandırma sisteminde borçlunun bankası, müşterinin yetki belgesinde yer alan bilgilerle,
kendisine ulaşan alacaklı müşterinin doğrudan borçlandırma talimatında yer alan bilgileri
karşılaştıracaktır. Kendisine alacaklının bankası tarafından ulaştırılan doğrudan borçlandırma
talimatına ilişkin bir yetki belgesi düzenlenmediği veya yetki belgesinin yazılı olarak iptal edildiği halde,
borçlu müşterinin hesap bakiyesi yeterli değil ise veya hesap üzerinde, ihtiyati tedbir, iflas veya başka
bir hukuki engel bulunması gibi nedenlerden dolayı işlem yapılamıyor ise, borçlunun bankası,
alacaklının bankasının talimatı içeren mesajını nedenlerini belirterek reddedecektir. Hesapta kısmi
bakiye bulunması durumunda doğrudan borçlandırma talimatına istinaden kısmi ödeme yapılmayacak,
bu durumda da ret cevabı verilecektir.
Yukarıda izah edildiği üzere, doğrudan borçlandırma sisteminin kullanıldığı hallerde borçlunun iflas
ettiği durumda borçlunun bankası, hesap üzerinde ihtiyati tedbir, iflas veya başka bir hukuki engel
bulunması gibi nedenlerden dolayı işlem yapamayacak ve alacaklının bankasının talimatını içeren
mesajı ödeme yapılamamasının nedenlerini de belirterek reddedecektir. Bir başka deyişle, teminat
cinsinin doğrudan borçlandırma sistemi olması halinde bu hesaplara iflas nedeniyle tedbir
uygulanabilecek ve ödemenin gerçekleşmesi engellenebilecektir.
C. NAKİT TEMİNAT
Nakit Teminat Verenin İflası Ve İflasın Alacak İle Teminata Etkisi:
İcra İflas Kanununun (İİK) 195. maddesi “alacaklıların hakları üzerine iflasın tesirleri” başlığı
altında “müflisin borçlarının muacceliyet kesbetmesi” hususunu düzenlemiştir. Madde şu şekildedir;
“Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak
üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile
takip masrafları anaya zammolunur. Müflisin vadesi gelmemiş faizsiz borçlarından yıllık kanuni
faiz hesabıyla iskonto yapılır.”
Yine İİK’nın 200. maddesi alacaklının hangi hallerde müflisin kendinde olan alacağı ile alacağını takas
edebileceği hususu düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre:
“Alacaklı alacağını müflisin kendinde olan alacağı ile takas edebilir
Aşağıdaki hallerde takas yapılamaz
1. Müflisin borçlusu iflâs açıldıktan sonra müflisin alacaklısı olursa;
2. Müflisin alacaklısı iflâs açıldıktan sonra müflisin veya masanın borçlusu olursa;
3. Alacaklının alacağı hamile muharer bir senede müstenit ise.
Anonim, limited ve kooperatif şirketlerin iflasları halinde esas mukavele gereğince verilmesi lazım gelen
hisse senedi bedellerinin henüz ödenmemiş olan kısımları veya konması taahhüt edilen ve fakat
konmamış olan sermayeler bu şirketlerin borçlar ile takas edilemez.”
Nakit teminata ilişkin soruya yukarıda yer alan İcra ve İflas Kanunu hükümler çerçevesinde cevap
vermek gerekirse;
İİK’nın 195. maddesi hükmüne göre iflasın açılması ile müflisin borçları muaccel olacağından söz konusu
şirketin alacakları da muaccel hale gelecektir. Bu halde alacağın vadesinin gelmemiş olmasının bir
anlamı olmayacaktır. Yine İİK’nın 200. maddesi hükmü kapsamında müflisten alacağı bulunan gerçek
ya da tüzel kişi bu meblağı (maddede sayılan istisnalar dışında olmak kaydı ile) müflisin kendinden olan
alacağından mahsup edebilecektir. Eğer teminat tutarı alacak tutarından fazla olur ise bu fazla miktarın
ilgili daireye ödenmesi gerekecektir.
D. MÜŞTERİNİN SÖZLEŞME İLİŞKİSİ DEVAM EDERKEN İFLAS ETMESİNİN PERAKENDE SATIŞ
SÖZLEŞMESİNE ETKİSİ
Müşterinin iflası halinde Tedarikçi ile müşteri arasında imzalanan perakende satış sözleşmesi de bu
hukuki durumdan etkilenecektir. Kural olarak, sözleşmenin taraflarından birinin iflası ile sözleşme
kendiliğinden son bulmayacak ancak istisnai hallerde sözleşme sona erecektir.
Müşterinin iflasının açılmasının en önemli sonuçlarından biri de müflisin haczi kabil bütün malları hangi
yerde olursa olsun bir masa teşkil edecek ve alacakların ödenmesine tahsis olunacaktır. Bunun yanında,
iflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girecektir.
Öte yandan, İcra ve İflas Kanunu m. 199 uyarınca iflasın açılmasından önce borçluya bir mal satıp teslim
eden satıcı fesih ve geri almak hakkını açıkça muhafaza etmiş olsa dahi, borçlu ile arasında akdedilen
sözleşmeyi feshedemeyecek ve sattığını geri alamayacaktır. Burada satıcının sadece semen dolayısıyla
bir iflas alacağı olacaktır.
İfasın açılması ile birlikte iflas idaresi müflise ait malların defterini tutmaya başlayacaktır. İflas idaresi
müflise ait mağazaları, eşya depolarını, imalathaneleri, perakende satış dükkânlarını mühürleyebileceği
gibi şayet masa hakkında faydalı olacağını düşünülüyorsa bu yerleri ilk alacaklılar toplanmasına kadar
kontrolü altında tutabilecektir. Bununla beraber, iflas idaresi ilanla alacaklıları alacaklarını bildirmeye
davet eder.
İflasın açılmasıyla iflas idaresi tarafından ilk alacaklılar toplanması gerçekleştirilir. Alacaklılar
toplanması müflisin sanat veya ticaretinin devamı hakkında karar verebileceği için, müşteri iflas
etmesine karşın ticari hayatı ve dolayısıyla Tedarikçi ile sözleşme ilişkisi devam edeceğinden müşterinin
sözleşme uyarınca verdiği teminat Tedarikçi tarafından masaya verilmeyecektir. Zira sözleşme devam
ettiği için risk de devam edeceğinden teminat Tedarikçi uhdesinde kalmaya devam etmelidir.
Bir diğer önemli husus da iflasın açılmasıyla oluşan masanın kanuni mümessili iflas idaresi olacaktır.
İdare masanın menfaatlerini korumak ve tasfiyeyi yapmakla yükümlü olacaktır. Buna göre, ticari
hayatının devam etmesine karar verilen müşterinin Tedarikçi ile ilişkilerinde masa muhatap alınacaktır.